Kısa Seri-1
B
13:17
Geçtiğimiz 2 yıl boyunca ilişkisi olan biri olarak, tek bir erkeği arzulamadım. Bunun nedenini birçok şeyle ya da tek bir şeyle açıklayabilirdim ama, derdim açıklamak değil, bu bir çeşit savunma gibi görünür ve benim bir pişmanlığım yok.
Bu 2 yılda erkek arkadaşım dışında arzuladığım kişinin adı Kısa olsun. Hatırasının aksine. Kısanın avam sayılabilecek bir adı vardı, ama bu ad soy adıyla yan yana geldiğinde insanda ceketinin düğmelerini ilikleme refleksi uyandırıyordu, bendeyse gömlek düğmelerimi dahi açma refleksi. Onunla çok kirli bir mekanda tanıştım; bugün ondan bahsedebiliyorsam kelimelerindeki "ş" ve "i" harflerinin eksikliğinden, vallahi başka bir açıklaması yok. İnsanların bana ağızlarından salyalar akarak yaklaştığı yerde kahramanım olmadı, hatta hikayenin kötü adamı bile sayılabilirdi. Yaşadığı şehrin köklü ailelerinden birinin oğluydu, onu tanıdığımda bunların hiçbirini bilmiyordum, adını bile.
Kısayı tanıdığımda bir sevgilisi vardı, ne tipinden ne sohbetinden haberdardım, hakkında bildiklerim sınırlıydı. Kısa ile iyi gitmeyen bir seks hayatları vardı. Sevgilisi depresyona girince ondan böyle taleplerde bulunmayı kesmişti Kısa, onu tanıdığım halinin aksine oldukça naif bir adamdı. Taleplerin yanı sıra görüşmeleri de seyrelmişti, dolayısıyla Kısanın eylemlerini ihanet olarak tanımlamak ne kadar doğru olur bilemiyorum. Bilemeyeceğim.
Bir yaz tatilinin sonunda, Rus bir kadınla beraber oluşunu takip eden o haftada sevgilisiyle ilişkisini bitirdi.
Bu, ona duyduğum arzunun en temel taşıdır.
Devam edecek...
Yaa.
B
17:48
Bilinmedik diyarların birinde yeşilin yetmiş tonu, mavininse milyonunun olduğu bir orman varmış. Pırıl pırıl parlayan ırmakları balıklara, mercanlara, ördeklere, kazlara, kamışlara, sazlara, deniz atlarına, deniz kızlarına, deniz yıldızlarına hayat verirmiş, bir de tabii kurbağalara. Bir köşede kamışlar birbirlerine dolanmış, diğer köşede deniz atları çiftleşip ürüyormuş. Öbür köşede deniz yıldızları cilveleşip gülüyormuş, deniz kızı bile erkeğini bulmuş. Bahsedilmeyen tek köşedeyse kaderinde asla prenslik bulunmayan o kurbağa duruyormuş. Ne bir cadının eline düşmüş, ne bir perinin ne de bir prensesinkine düşecekmiş; ne bir öpücükmüş çaresi, ne de derdi küçük: kurbağa bir ördeğe aşıkmış! Bir ördeğe demek yeterli olmaz; bembeyaz tüyleri, parlak gagası, seslerin en basına sahip olan o ördeğe.
Bir çam ağacına sürtünüp çam sakızı bulanmış, sonra kavakların arasına sıçrayıp pamukçuklarla kaplamış vücudunu. Yassı iki dala iki delik açıp gaga yapmış kendine, ve bir ördek gibi davranmaya başlamış. Başını en tepeye kaldırıp sağa sola sallayarak, ayaklarının perdelerini onlar gibi açarak onlara yüzerken eşlik ediyor, küçük ayaklarıyla onlara yetişmek için olağan üstü çaba sarf ediyormuş kurbağa, çünkü seviyormuş ördeği. Rr derken sesini kısabildiği kadar kısıyor, Vak'ı en tiz haliyle söylüyor ve bir oluyormuş onlarla, nasıl uyum sağlayacağını iyi biliyormuş. Bilmediği bir şey varmış ki, o (en) olağan üstü koşulların hüküm sürdüğü ormanda bile bir ördek bir kurbağaya aşık olmaz, bir ördek bir kurbağayı asla ördek sanmaz ve yalanlarla kimse bir yere varmazmış.
Aptal kurbağa.
E
B
12:37
Halimde sahte bi şefkat, yüzümde sahte tebessüm. Sakin rolünü pek güzel oynuyorum. İğrensem de, dolsa da gözlerim ayırmıyorum onunkilerden. Dakikalarca anlatıyor.
Bitince yatıyoruz.
Gecemi sikiyor, günümü sikiyor, sabahında da "Günaydın" demiyor mu...
Fark ediyorum ki, suratına tükürsem yücelecek. Susuyorum, susmuyor.
Bitince yatıyoruz.
Gecemi sikiyor, günümü sikiyor, sabahında da "Günaydın" demiyor mu...
Fark ediyorum ki, suratına tükürsem yücelecek. Susuyorum, susmuyor.
B
12:38
Bir zavallı tanıdım, egodan bir zırhı vardı. Ses telleri bir dönüştürücüydü. Beyninin boşluğundan çıkan tıngırtılar tanıdık seslere dönüşüyordu ancak, onlara anlamlı ses demek güçtü. Cins/iyetinden uzak bir suratı, kopkoyu makyajı vardı. Parayla ancak gidebildiği okulda, ona ego pompalıyorlardı. Kalemini mızrak sanıyordu zavallı, halbuki çer çöptü. Her zavallı gibi, kendini pazarlamak derdindeydi ve çok da iyi pazarlardı.
Kalın bir derisi vardı, yüzüne tükürseler "Amilaz da cilde iyi geliyormuş" diye tüm suratına sıvardı.
falan falan. sıkıldım.
E1
B
15:04
"Bir iyiliği unutmazsan vefakar insan olursun. Bir kötülüğü unutmazsan, ölürsün." demişti bana bir seferinde şimdi ölmüş bir kadın. Ben unutmadım, ama ölmedim de. Bağışladım, ama unutmadım.Bağışlamak tanrıya mahsus olabilirdi, biz de kendi ilişkimizin tanrısıydık. Onun gidişatına karar veriyor, onu bizi memnun etmediğinde kötü sonlarla tehdit ediyor, yaratıyor, öldürüyor, elektroşok uygulayıp yeniden canlanmasını sağlıyorduk.
İlişkinin iplerindeki hakimiyetime ve kendi iplerini kendi de ele alamamasına rağmen; bir kere yere uzanıp onun iplerini ben almaya yeltenmedim, bugün her şey yeniden başlasa yine yeltenmem. Kuklamı oynatacağım sürece ilişkiyi O'nunla yaşamamın bir anlamı olmaz, Onu O olduğu için sevecektim. Bana tüm yaptıklarıyla ve hiç yapmadıklarıyla o tamamen kendisiydi. Geçmişiyle, bana sunduklarıyla, geleceğiyle... Ha, gideceğiyle de tabi; her şeye rağmen bir gün gidenin O olacağını biliyordum.
-
Gece başımı yasladığım yumuşak yastığım değil bir silahın soğuk namlusuydu sanki. Resmen nişan alıyordu işte.
"Dönmek istiyorum, ne dersin?" dedi, "Sen bilirsin" dedim gülümseyerek. Bunun ilişkimizi bitireceğini bilerek. İpi elime almadan ve Onu gerçekten severek. "dönmek istiyorsan dön."
Olur böyle şeyler #1
B
05:59
"Hassiktiiiiiir"dedi, gerçekten de içinde bulunduğumuz duruma daha çok uyan bir sözcük ya da kalıp bulamazdı. "Allah kahretmesin" dese olmazdı, "Allah kahretsin" dese bile olmazdı, o duruma uygun tek kelime vardı. Ertesi gün vedalaşıp ayrı şehirlere gidecekken bir tramvay köşesinde, son derece masum olan heyecanımız geçmişten bir resimle baltalanmıştı. Nostaljinin zirvesinde yapacağımız vesikalık fotoğraf alışverişinde benim heyecanımı buzdan bir duvara, onunkini de alnında terlere dönüştüren, kendi fotoğrafını vermek üzere açtığı cüzdanın içinden çıkan eski sevgilinin fotoğrafıydı.
"Hassiktiiiiir" dedi. Cüzdanına da yüzüne de bakmayı kestim.
Kaydol:
Yorumlar
(
Atom
)
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder