Kısa Seri 7 - Erkek

Geçenlerde garip bir şey oldu. Anlayamadım, işin aslı anlamak için çok da çabalamadım. Şimdi bir blogum olduğunu hatırlayıp, yazdıklarımı da okuyunca, hikayeye dair eksik kalmasın diye eklemek istedim. Aman ne önemli.
Benim varlığını bile unuttuğum bir akşamda, sesi kısıkken, telefonumun ışığının yanıp sönmeye başladığını gördüm. Uzanıp baktım, Kısa arıyordu. Afalladım. Araması değil, beni hatırlaması bile idrak etmenin güç olduğu bir şeydi. Telefonda adının yanıp sönüşünü izledim, izledim ve söndü. Odanın karanlığında, aklımda "Bu kadar yürekten çağırma beni, bir gece ansızın gelebilirim" diye şarkı söyleyen bir şakacı cin. Gülümseyip kovaladım. Beş dakika geçmedi ki, ışık tekrar yanıp sönmeye başladı. Yürekten çağrılarıma yanıt ancak bu kadar geç gelebilir ve ancak bu kadar münasebetsiz olabilirdi. Ben onu yok kabul etmişken, o kadınla ne hali varsa görmesini dilemişken... Nerdeyse yıl geçmişken üstünden... Aklına daha kötü bir fikir gelememiş miydi? Söndü. Her sönüşünde rahatlıyordum. O ben onu içten içe ararken, hiç rahatsızlık duymuş muydu? Sanmıyordum. On beş dakika içinde tekrar yanıp sönmeye başladı, artık duyarsızlaşmıştım. Ve bir kere daha....
Açmadım. Yine de ne olup bu kadar ısrarcı olduğunu gerçekten merak etmiştim. Bir süre sonra bi sorun olup olmadığını soran sempatik bir mesaj attım. Eğer mesaja cevap vermek ilişkisini zora sokacaksa, cevap vermek durumunda olmadığını mesajı derhal imha edebileceğini de ekledim. Gelen cevap ilginçti.
Mesajım büyük sorun olmuştu, toparlanmaya çalışıyorlardı. Beni durup dururken rahatsız ettiği için özür diliyordu. Hakkında yanlış düşünmememi rica ederek, numaramı telefonundan sileceğini bildirdi. Ve bir vedayı yumuşatacak her ne varsa, toplayıp mesajına sığdırmıştı.
Gerek yoktu halbuki, ama ona bunu demedim. Ona hiçbir şey demedim. Ben de telefonumdan numarasını sildim. Olayı bana meyilli bir erkeğe anlattım ve "Şaşırdın mı?" dedi. Kısaya bok atacağını biliyordum ama atışı isabetli ve boku attığı yer çok dikkate değerdi. "Böyle adamlar," dedi, "kendilerine her şehirde bir potansiyel partner ayarlamaya çalışırlar. O gün büyük ihtimalle buraya gelmişti ve ısrarı da bundandı. Sen aradığında açmayıp, iş işten geçtikten sonra bir mesaj çektiğinde, senin aklındaki potansiyele sahip olmadığını anladı ve hayatından tümden çıkarmak için de bu karşılığı verdi."
Ama çok mantıklı!

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kerevet - Kısa Seri 6

Arkadaşlar bakarken bakarken bir şey değişti, bir şey netleşti :D Takip ettiğim bloggerlerdan biri Twitterda şu yazımı gördünüz mü gibi bir davetle birlikte bir link vermişti. Ben de o yazısını görmek üzere sayfayı açtım, blog zaten DIY projeleri üzerine idi, kişi de ilk siparişinin tasarımını tamamladığını duyuruyordu. Siparişi veren Kısa adlı bir arkadaşı idi ve Kısa kişisi bunu, kız arkadaşı için sipariş etmişti!
"Hop hop hop, dur!" dedi bi beynim, cümleyi tekrar okudum, Türkiyedeki hatta yer yüzündeki tek Kısa benim Kısaymış gibi içime bi ateş düştü, hay lanet olası ateş :D Facebooku Kısa'nın arkadaşları arasında bu kadının olup olmadığını görmek üzere kurcalamaya başladım, araştırmacı gazeteci kimliğime 10-15 dakika büründükten sonra araştırmamı sonlandıran o şeyi fark ettim.
...
Yazı 2011 yılının Nisan ayına aitti. 2011 yılında bir Kısa, 2011 yılındaki bir sevgilisine, 2011 yılında 1 çanta sipariş etmişti. Şimdi çantanın, sevgilinin, ve hatta Kısa'nın yeryüzünde olmama ihtimalleri azalarak mevcuttu.
Neyse, bu yine de gün içinde Kısa'nın zihnimde bir yer tutmasına yeterli olmuştu, kuzenime mesaj atıp biraz Kısa'dan bahsettim, konu bir yerde Kısa'nın fiziksel özelliklerine geldi. Göstermek üzere bir fotoğraf ararken, Kısa'nın ultra pasif twitter hesabı ile karşılaştım, ve ultra pasif hesabında yeni bir takipçisi (zaten 1 takipçisi vardı) ve takip ettiği kişinin olduğunu fark ettim ki, bu kişi önceden de Kısa'nın kız arkadaşı olabilir diye düşündüğüm zanlı idi.

Ve çok önemli bir şey de fark ettim. Kadın mali müşavirdi.
Herkesin bildiği gibi, bir mali müşavir partneri olanlar turnayı gözünden vurmuş kişilerdir sevgili okuyucular. Bir pürüz ortaya çıktığında, ilk tercihleri ve son tercihleri genelde ayrılmamaktan yana olur. Uzun lafın Kısa'sı, onlar muradına ereyazıyordu. Fakat ben böyle kerevete çıkmam.
Lanet olsun bu kerevete, bana başka kerevet getirin.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Alışkanlık - Kısa Seri 5

Bakıyorum, bakıyorum, hiçbir şey değişmiyor. Bakıyorum, bakıyorum, hiçbir şey netleşmiyor. Bakıyorum, bakıyorum, bakmam artık geçmişi de deşmiyor. Bakıyorum, ama sadece alışkanlıktan.
Geçmişimden ettiğim kadar, geleceğimden de azad ediyorum Kısa'yı.
Bu hikayenin sonu ben unuttuğumda gelecek. Ve ben unuttuğumda da size bunu haber veremeyeceğim. Bu hikayenin kayıtlara geçmiş bir sonu, asla olmayacak.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Zaman - Kısa seri 4

Bir önceki yazımda size hava atıp gitmemden hemen önce, Kısa ile msnde konuşmuştuk. Şimdi fark ediyorum da, messenger da artık tarihin tozlu sayfalarında kendine bir yer bulduğuna göre, Kısa ile anılarım da yavaş yavaş o tozlara bulanmaya, aralarında silikleşmeye, ve zamanla yok olmaya mahkum:) Yazıda o havayı atmışım ama, anlarmışsınız yani aslında anlatsam, anlatmaya üşenip ayak yapmışım.
Beni gidi beni.

Kısayla o günkü sohbetimiz her zamanki gibi çok absürd başladı. Nedense onun -o zamanlar- hayatımda yarım kalmış bir hikaye olduğuna, daha da önemlisi tamamlanacağına emindim, bu yüzden konuşmayı ben başlatmıştım.Orantısız bir çaba içine asla girmiyor fakat bağı koparmamaya da dikkat ediyordum.

Oldukça kısa bir sohbetti, Kısa da oldukça mesafeli davrandı. Fakat bi o kadar çıplaktı. Bi o kadar saf. O çıplaklıkla, bana şöyle dedi: "...Söyleyeceklerin vardı, söyleyeceklerim vardı. Bir çok şeyi yarım bıraktın o gelişimde. Fark ettim ki, bıraksam kendimi çok rahat kaptırabilirdim sana. Bu yüzden, bırakmadım. İlişkine zarar veren 'ben' olmak istemedim. ..." Çok saçma bulabilirsiniz ama, sanırım benim tatminim bu paragrafın bir yerinde ya da tümünde saklı. O gün o konuşmadan sonra elbette o yarım bırakılmışlıkların anlık bir pişmanlığını duydum ama, günler geçerken yarım kalmış bir hikayenin varlığını unuttum, ne zaman devam edeceğini sorgulamadım. O zamanlar bir geleceğimiz olduğuna yemin edebilir, tüm mülkiyetimi bir iddiada buna yatırabilirdim, çok derinlerde bir yerde bundan çok emindim, ama her şeyden çok. Şu ansa sanırım en fazla 100 lira falan yatırırım:P Ki o da ihtimal gerçekleşse bile gerçekleştiği tarihte çok değer kaybetmiş olur 100 lira ya, boşuna yatırmayayım bence. Olmayacak bu iş.

Kısa'nın hikayesi,
biteyazıyor.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kısa seri - 3

Kısa ile konuşmamızı az önce bitirdik ve onu neden bu kadar sevdiğimi bir kez daha anladım. Size de anlatırdım ama nasılsa anlamayacaksınız. Bunu onunla konuşmadıkça anlayamazsınız.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

İnat

Hakkında bir kelime daha yazılmaz olana dek, ölemezsin. Bu satırları yazdığım için, bir yerlerde nefes aldığına eminim. Ve sen nefes aldıkça, ben bu satırları yazmaya devam edeceğim.
Görürsün!

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Kısa seri-2


Bira kokusu alıp onu hatırlıyorum, televizyon programlarıyla onu hatırlıyorum, bir ateri ile karşılaşıp  çocukluğumdan önce onu hatırlıyorum. Bir ipeğe dokunup onu hatırlıyorum, bir müzenin ortasında onu hatırlıyorum, Mahmut Tunceri görüp onu hatırlıyorum... onu hatırlamak için bahane arar gibiyim uzun lafın Kısa'sı.
Kısa... Sigara tutan güzel elleriyle, muzip bakışlarıyla, içinde kaybolunası gamzeleriyle. Nerede? Bu hikayede ya da tam şu anda? Ya da yaşamımda nerede? Her şeyden önce belirtmeliyim ki bu hikayeyi anlatmamın temelinde aralıklı bir sonsuzluk yatıyor,
Çünkü bizi kader tanıştırdı.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder