Zaman - Kısa seri 4
B
12:35
Bir önceki yazımda size hava atıp gitmemden hemen önce, Kısa ile msnde konuşmuştuk. Şimdi fark ediyorum da, messenger da artık tarihin tozlu sayfalarında kendine bir yer bulduğuna göre, Kısa ile anılarım da yavaş yavaş o tozlara bulanmaya, aralarında silikleşmeye, ve zamanla yok olmaya mahkum:) Yazıda o havayı atmışım ama, anlarmışsınız yani aslında anlatsam, anlatmaya üşenip ayak yapmışım.
Beni gidi beni.
Kısayla o günkü sohbetimiz her zamanki gibi çok absürd başladı. Nedense onun -o zamanlar- hayatımda yarım kalmış bir hikaye olduğuna, daha da önemlisi tamamlanacağına emindim, bu yüzden konuşmayı ben başlatmıştım.Orantısız bir çaba içine asla girmiyor fakat bağı koparmamaya da dikkat ediyordum.
Oldukça kısa bir sohbetti, Kısa da oldukça mesafeli davrandı. Fakat bi o kadar çıplaktı. Bi o kadar saf. O çıplaklıkla, bana şöyle dedi: "...Söyleyeceklerin vardı, söyleyeceklerim vardı. Bir çok şeyi yarım bıraktın o gelişimde. Fark ettim ki, bıraksam kendimi çok rahat kaptırabilirdim sana. Bu yüzden, bırakmadım. İlişkine zarar veren 'ben' olmak istemedim. ..." Çok saçma bulabilirsiniz ama, sanırım benim tatminim bu paragrafın bir yerinde ya da tümünde saklı. O gün o konuşmadan sonra elbette o yarım bırakılmışlıkların anlık bir pişmanlığını duydum ama, günler geçerken yarım kalmış bir hikayenin varlığını unuttum, ne zaman devam edeceğini sorgulamadım. O zamanlar bir geleceğimiz olduğuna yemin edebilir, tüm mülkiyetimi bir iddiada buna yatırabilirdim, çok derinlerde bir yerde bundan çok emindim, ama her şeyden çok. Şu ansa sanırım en fazla 100 lira falan yatırırım:P Ki o da ihtimal gerçekleşse bile gerçekleştiği tarihte çok değer kaybetmiş olur 100 lira ya, boşuna yatırmayayım bence. Olmayacak bu iş.
Kısa'nın hikayesi,
biteyazıyor.
Beni gidi beni.
Kısayla o günkü sohbetimiz her zamanki gibi çok absürd başladı. Nedense onun -o zamanlar- hayatımda yarım kalmış bir hikaye olduğuna, daha da önemlisi tamamlanacağına emindim, bu yüzden konuşmayı ben başlatmıştım.Orantısız bir çaba içine asla girmiyor fakat bağı koparmamaya da dikkat ediyordum.
Oldukça kısa bir sohbetti, Kısa da oldukça mesafeli davrandı. Fakat bi o kadar çıplaktı. Bi o kadar saf. O çıplaklıkla, bana şöyle dedi: "...Söyleyeceklerin vardı, söyleyeceklerim vardı. Bir çok şeyi yarım bıraktın o gelişimde. Fark ettim ki, bıraksam kendimi çok rahat kaptırabilirdim sana. Bu yüzden, bırakmadım. İlişkine zarar veren 'ben' olmak istemedim. ..." Çok saçma bulabilirsiniz ama, sanırım benim tatminim bu paragrafın bir yerinde ya da tümünde saklı. O gün o konuşmadan sonra elbette o yarım bırakılmışlıkların anlık bir pişmanlığını duydum ama, günler geçerken yarım kalmış bir hikayenin varlığını unuttum, ne zaman devam edeceğini sorgulamadım. O zamanlar bir geleceğimiz olduğuna yemin edebilir, tüm mülkiyetimi bir iddiada buna yatırabilirdim, çok derinlerde bir yerde bundan çok emindim, ama her şeyden çok. Şu ansa sanırım en fazla 100 lira falan yatırırım:P Ki o da ihtimal gerçekleşse bile gerçekleştiği tarihte çok değer kaybetmiş olur 100 lira ya, boşuna yatırmayayım bence. Olmayacak bu iş.
Kısa'nın hikayesi,
biteyazıyor.
Kaydol:
Yorumlar
(
Atom
)
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder